14 Nisan 2014 Pazartesi

Tuna'nın kraliçesi Budapeşte: Vaci Ut’tan Kalvin Ter’e


Kısa bir yürüyüşün ardından Budapeşte’nin İstiklal Caddesi Vaci Ut’tayım. Restoranların, mağazaların birbiri ardına dizildiği bu caddeyi bir uçtan diğer uca kat etmek başlı başında bir deneyim.
Macaristan Avrupa Birliği’ne girmesine rağmen ekonomisi pek düzlüğe çıkamamış. Hayatı pahalandıracağı düşüncesiyle Avro kullanmıyorlar; hâlen para birimi Forint (HUF) geçiyor. Geçmişin ihtişamlı izlerini taşıyan Parisi Udvar binasının önünde yatan evsizler ülkenin ekonomisini gözler önüne seriyor.

Tuna'nın kraliçesi Budapeşte: Zincir Köprü'den Kossuth Lajos’e

Tuna’nın geçtiği birçok kent var ama bunların hiçbiri Tuna’nın güzelliğini Budapeşte gibi yansıtmıyor. Nükleer enerji kullanan Macaristan’da enerji ucuz. Hava kararmaya başlayınca Tuna kıyısı mükemmel bir şekilde aydınlatılıyor.  Karşımda Zincir Köprü, sağımda Buda Kalesi solumda Parlamento binası,  Budapeşte akşamları doyumsuz manzara vaat ediyor.  

7 Mart 2014 Cuma

Tuna'nın kraliçesi Budapeşte: Buda kalesi

Tuna’nın geçtiği birçok kent var ama hiçbiri bu nehrin güzelliğini Budapeşte kadar yansıtmıyor. Hava kararmaya başlayınca Tuna nehri kenarı mükemmel bir şekilde aydınlatılıyor. Budapeşte akşamları doyumsuz bir manzara vaat ediyor.
Soğukların kendini hissettirmeye başladığı bir sonbahar günü Tuna'nın kraliçesi Budapeşte’deyim. Tuna’nın Buda ve Peşte olarak ikiye ayırdığı bu güzel kenti keşfime Buda yakasından başlıyorum.
Yaklaşık yüz elli yıl Osmanlı egemenliğinde kalan bu topraklardaki ilk durağım Macar Kralların taç giydikleri Matyas Kilisesi; 15. Yüzyılda yeniden inşa edilen bu görkemli katedral Osmanlı döneminde cami olarak faaliyet göstermiş.

Tuna'nın kraliçesi Budapeşte: Gellert tepesinden Batthyany Ter'e


Buda’nın tarih kokan sokaklarını arşınladığım gezintide sıradaki durağım Gellert tepesi. Bu tepe kent tarihinde kötü bir üne sahip; zira hayatını Hristiyanlığı yaymaya adayan piskopos Gellert bu tepeden bir fıçıya konup atılarak feci bir şekilde can vermiş. Gellert tepesinin trajikomik bir yönü de var, 1945’te kent Nazilerden Kızıl Ordu tarafından kurtarılınca tepeye bir özgürlük anıtı dikmişler. Komünizmin yerinde yeller esince bu anıttaki Sovyetleri çağrıştıran simgeleri sonradan kaldırmışlar.

Tuna'nın kraliçesi Budapeşte: Kahramanlar Meydanı'ndan Deak Ter’e

Tuna nehrinin ortasındaki yemyeşil bir vadi olan Magirit adasından ilerleyerek kentin tarihi garı Nyugat Ter’e varıyorum. Yolun devamında ise Budapeşte’nin en geniş bulvarları, en güzel malikânelerini barındıran Varosliget semti yer alıyor.
Az ilerimde heykellerle süslü devasa Kahramanlar Meydanı arz-ı endam ediyor. Solumdaki Vajdahunyad Kalesi ise rönesans, gotik, barok mimarisinin mükemmel bir sentezi. Kaleyi çevreleyen 20 binaya bakınca Macar mimarisinin gelişimine şahitlik ediyorum.

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Karadenizin incisi Odessa

İstanbul’dan uçakla bir buçuk saat uzaklıktaki, Karadeniz kıyısının sevimli liman kenti Odessa; kumsalları ve hareketli gece hayatıyla tatilcilerin yeni gözdesi.

 
Nasıl gidilir?
THY ve Onur Air’ın direkt uçuşları var,  bilet fiyatları gidiş-dönüş 170–300 Euro arası değişiyor.

Nerede Konaklamalı?
Arcadia plajı civarındaki oteller deniz, kum, güneş tatili yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan, alternatif olarak Deribasovskaya caddesi civarındaki otellerden rezervasyon yapılabilir veya ev kiralanabilir.

2 Ağustos 2013 Cuma

Yunanistan izlenimleri: Batı Trakya

Baharın veda etmeye hazırlandığı, yaz sıcaklarının kendini hissettirmeye başladığı bir mayıs günü İstanbul’dan komşumuz Yunanistan’a doğru yola koyuluyorum. Otobüsle İpsala sınır kapısına varıp pasaport işlemlerini tamamladıktan sonra Batı Trakya’ya merhaba diyorum.

1 Ağustos 2013 Perşembe

Yunanistan izlenimleri: Kavala

Kavala’ya girer girmez karşımda Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilmiş devasa bir su kemeri arz-ı endam ediyor. Tepelere kurulmuş bir liman kenti Kavala ve bu şirin şehrin manzarası en güzel Kavala Kalesinden izleniyor. Tepeye çıkmak biraz yorucu olsa da buna değiyor zira uçsuz bucaksız gibi gözüken turkuaz mavisi berrak, sakin denizini seyre dalınca tüm yorgunluğum uçup gidiyor.

Yunanistan izlenimleri: Atina yollarında

 
Ertesi sabah erkenden kalkıp Atina’ya doğru yola koyuluyorum. Altıyüz kilometrelik yorucu bir yolculuk beni bekliyor. Yunan hükümeti vergi toplamak için otobanın olur olmaz yerlerine turnikeler yapmış, bu adaletsiz duruma Yunan halkı bir dönem isyan etse de, çabaları sadece fiyatları düşürmeye yetmiş, turnikeleri kaldıramamışlar. Bir otobanda beş ayrı noktada para ödedikten sonra çok şeritli yol yerini keskin virajlara bırakıyor. Bu virajlar geçmişte çok can almış. Sürücülere ibret olsun, bir daha hız yapmasın diye halk kazalarda hayatını kaybedenlerin anısına yol kenarına küçük şapeller dizmişler.

2 Nisan 2013 Salı

Plaça de Catalunya'dan La Rambla'ya- Akdeniz’in incisi Barselona (1/5)

Plaça de Catalunya'dan La Rambla'ya Toprağından fışkıran yaşama coşkusuyla Akdeniz’den aldığı sıcak meltemleri birbirine geçen Barselona; dünyanın en yaşanılır, en güvenli, en huzur dolu kentlerinden birisi.

          Geçen ilkbahar Akdeniz’in incisi Barselona’daydım. İstanbul‘dan Valencia’ya uçuş, ardından karayoluyla Barselona’ya ulaşmam gece yarısını buldu. Sabah erkenden kalkıp hafif bir kahvaltının ardından kenti keşfetmek için yola koyuldum.