New York etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
New York etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2018 Cuma

Madison Square’de alışveriş ve pizza molası: Gökdelenler diyarı Manhattan-10

Greenmarket’ten Broadway boyunca ilerleyerek Madison Square’e ulaşıyorum. Meydandaki Flatiron Building nam-ı diğer ütü bina göz kamaştırıyor. İnşasından sonra birçok kişinin yıkılacağı düşündüğü Flatiron tuhaf mimarisiyle 23. caddedeki şiddetli rüzgârların kaynağı olmuş.  Rüzgârdan ne çıkar demeyin zira işin matrak bir tarafı var. Caddeden geçen hanımların eteklerini uçuşturan bu muzur rüzgâr halkta kargaşaya neden olmuş,  23 skidoo deyimi hala esprilere konu olmakta.
Madison Square üzerinden yükselen MetLife Tower (Metropolitan Life Insurance Company Building) altın piramit çatısı ile kentin gece siluetinin belirgin bir öğesi. Venedik St Mark Çan kulesinden esinlenerek yapılan bu göz alıcı saat kulesi sönmeyen ışığıyla, şirketin sembolü olmuş.  MetLife Tower’ın çaprazında ise zarif One Madison Park binası yer almakta. İngiltere’deki Salisbury katedrali’nden esinlenerek inşa edilen New York Life Insurance Company Building de meydandaki bir diğer ilgi çekici yapı. Bir meydanda iki sigorta şirketi gökdeleni, sigorta şirketleri ABD’de iyi para kazanıyor olsa gerek!

22 Mart 2018 Perşembe

Village'de bir öğlen: Gökdelenler diyarı Manhattan-8

Ertesi gün gezime Greenwich Village ile başlıyorum; I. Dünya savaşından sonra sanatçıların mesken tuttuğu, bohemliğiyle ünlü bu semt New York’un karmaşasından uzak kalmış bir sığınak gibi. Kent halkı buraya kısaca Village diyor. Sıralı güzel evler, yemyeşil avlular ve gizli sokakların yer aldığı Village geçmişte caz müzisyenlerine, Bob Dylan gibi pop idollerine ev sahipliği yapmış.

Lower East Side’dan East Village: Gökdelenler diyarı Manhattan-7

           Little Italy gezintisinin ardından Orta Avrupa göçmenlerinin meskeni Lower East Side’a yöneliyorum. Demir merdivenli evlerin süslediği Orchard Street bölgenin en işlek caddelerinden. Adını De Lance’in bahçesindeki orkidelerden alan Orchart caddesindeki ucuz eşya satan dükkânları, meşhur turşucu Guss Pickles, Ludlow Street ve Avrupa’dan gelen Yahudilerin ilk ibadethanelerinden Eldridge sinagogu bu semtin ilgi çekici adreslerinden sadece bir kaçı.

7 Şubat 2018 Çarşamba

China Town'dan Little Italy’e: Gökdelenler diyarı Manhattan-6

Manhattan’ın büyüsü insanları kucaklıyor, zaman burada su gibi akıp geçiyor. Brooklyn köprüsü turumun ardından China Town’a doğru yola koyuluyorum. Lafayette caddesindeki Fransız şatolarını andıran Engine Company binasını selamlayıp China Town’a varıyorum.
Birçok kültürün bir potada eridiği bir şehirdeyim. Geleneklerini ve mutfak kültürlerini günümüze kadar yaşatmayı başarmış kentin iki önemli etnik grubunun yaşadığı Chinatown Little Italy bu kozmopolitliğin en belirgin örneği. Chinatown’daki Çinli nüfüs her geçen gün artıyor. Spring, Canal street arasına sıkışan Little Italy ise turistlik bir bölgeye dönüşmüş.

26 Ocak 2018 Cuma

Lower Manhattan'da Kızılderililerin izini sürüyorum: Gökdelenler diyarı Manhattan-1

Geçmişte Avrupa’dan Yeni Dünya’ya büyük hayallerle yelken açan göçmenleri kucaklayan Manhattan; günümüzde muhteşem gökdelenleri, göz alıcı Broadway ışıkları ve sanatsal zenginliklere bezenmiş müzeleriyle mükemmel bir tatil vaat ediyor.
Yazın yavaş yavaş veda edip, güz yapraklarının dökülmeye başladığı bir sonbahar günü New York’tayım. On saatlik uçuş, iki saatlik pasaport kuyruğunun ardından internetten ayarladığım NYAS servisiyle Manhattan’a doğru yola koyuluyorum.
New York’ta İstanbul’u aratmayan bir trafik yoğunluğu var. Neyse ki çılgın bir şoföre denk geliyorum, arabayı kural tanımaksızın kullanıyor ve yarım saatte Grand Central Terminal’e varıyorum. 51. caddedeki otele varmam gece yarısını bulunca şehrin keşfini ertesi güne bırakıyorum.