1 Eylül 2024 Pazar

Termini’den Colosseum’a-Medeniyetini tarihinden alan kent-Roma (5/10)

           Ertesi sabah erken kalkıp; kruvasan ve espressolu hafif bir kahvaltının ardından Termini’deki otelimden şehri keşfetmek için yola koyuluyorum. Roma’nın tren ve metro ağının kalbinde yer alan, İtalya’nın en büyük terminali Termini'nin etrafında her bütçeye hitap eden oteller mevcut. Antik Roma’da Julius Caesar öyle bir ulaşım hattı kurmuş ki ‘her yol Roma’ya çıkar’ sözü günümüze kadar yaşamış. Çağdaş Romalılar da Caesar’dan geri kalmamış zira Termini’den İtalya’’nın çizmesinin topuğundaki Bari’ye ya da kuzeyindeki Verona’ya kadar her şehrine gitmek mümkün.

La Gatta Mangiona’da pizza molası & Trastevere-Medeniyetini tarihinden alan kent-Roma(4/10)

         Tramvayda durakların anonslarının yapılmaması ve duraklarda durak isimlerin yazılı olmaması Avrupa’nın göbeğindeki Roma’ya yakışmıyor. Neyse ki Romalılar çok sıcakkanlı insanlar; tramvay S. Giovanni Di Dio’ya geldiğinde haber veriyorlar. Durağın aşağısındaki sokaktaki dünyaca ünlü pizzacı La Gatta Mangiona’yı kolaylıkla buluyorum. Napoli usulü klasik pizza yapan mekâna girdiğimde kedi maketleri dikkatimi çekiyor; meğer La Gatta Mangiona’nın Türkçesi açgözlü kediymiş.  Pizzacı sadece akşamları servis veriyor, içerisi tıklım tıklım dolu, rezervasyon yaptırmak şart. Rezervasyon yaptıramadıysanız da dert etmeyin, beğendiğiniz pizzayı paket yaptırıp dilediğiniz yerde yiyebilirsiniz.
 La Gatta Mangiona’da tam buğday unu ile yapılan, el ile açılan, taze doğal malzemelerle hazırlanan pizzalar taş fırında odun ateşinde piştiğinde ortaya unutulmayacak bir lezzet senfonisi çıkıyor.

30 Ağustos 2024 Cuma

Piazza Navona'dan Teatro Argentina'ya- Medeniyetini tarihinden alan kent-Roma (3/10)

            Zengin tarihiyle Roma bir açık hava müzesinden farksız. Kentin dar sokaklarında, güzel meydanlarında gezerken bir sanat eserinin içinde gezdiğinizi fark etmemenize imkân yok. Kendimi farklı ressamların yaptığı tabloların içinde geziyormuş gibi hissediyorum. Bu sıradışı gezideki bir sonraki durağım ise zarif süslemeli çeşmeleriyle, Roma’nın en etkileyici meydanı Piazza Navona.
Geçmişte Protesanlık kentte yayılınca, dönemin papası buna tepki olarak iki dahi mimarı Katolikliği yücelten eserler yapması için yetkilendirmiş. Bernini ve Borromini de birbirinden muhteşem eserlerle donatmışlar şehirlerinin dört bir yanını. Tıpkı Piazza Navona’daki Fontana Quattro Fiumi ve Sant'Agnese in Agone’de olduğu gibi. Piazza Navona’ya adım atar atmaz Bernini’nin Fontana Quattro Fiumi çeşmesi zarif mimarisiyle kendisini seyredenleri büyülüyor. Dört nehrin simgelendiği (Nile, Ganges, Danube ve Rio della Plata) bu güzel çeşmenin arkasında ise Bernini, Borromini’nin ortaklaşa inşa ettiği Sant'Agnese in Agone yükseliyor.

İspanyol Merdiveni'nden Pantheon'a- Medeniyetini tarihinden alan kent-Roma (2/10)

             Trevi çeşmesinin sağından geçip beş dakikalık bir yürüyüşün ardından soluğu İspanyol merdiveninde alıyorum. Roma’da olmak güzel, baharda Roma’da olmak ise bir ayrıcalık. Baharın habercisi pembe açelyalarla bezenmiş merdivenlerden yukarı baktığımda Trinita dei Monti kilisesinin ikiz çan kuleleri karşımda yükseliyor. Trinita dei Monti’den rokoko merdivenler zarif bir eğimle Fontana della Barcaccia çeşmesinin yer aldığı meydana adeta dökülüyor.

Victor Emmanuel Meydanı'ndan Aşk Çeşmesi'ne- Medeniyetini tarihinden alan kent-Roma (1/10)

Zarif rönesans pallazo’ları, şatafatlı barok kiliseleri, heybetli meydanları, hayranlık uyandıran çeşmeleriyle medeniyetini tarihinden alan görkemli bir kent Roma.
Kışın yavaş yavaş veda edip; haftalarca yağan yağmurların kendini ılık bir güneşe teslim ettiği bir bahar günü Roma’dayım. Victor Emmanuel II Meydanı’ndan kentin güzelliklerini seyre başlıyorum. İtalyan birliğinin mimarı Vittorio Emanuele’e adanmış devasa anıt; göz kamaştırıcı beyazlığıyla karşımda yükseliyor. Geçmişte, çevresindeki yapılarla mimari uyumsuzluk içinde olduğundan epeyce eleştiri almış olan bu meydan günümüzde kente gelen turistlerin gözdesi.

6 Mart 2021 Cumartesi

Montmartre & kent dışı-Romantizmin başkenti Paris (7/7)

Montmartre Paris

            Metroya atlayıp soluğu Montmartre’da alıyorum. Şehrin telaşından uzak, Paris'in dokusunu hissedebileceğiniz sevimli bir semt Montmartre. Bu semtin dar sokaklarında dolaşırken Montmartre’da geçen Amélie filmini hatırlamamak ne mümkün! Amélie Poulain'in masalsı kaderinin anlatıldığı romantik komedi filminin Paris’te en iyi Montmartre’da çekilmesinin tesadüf olmadığını bu şirin semtin sokaklarını arşınladıkça anlıyorum. 

Saint Germain civarı- Romantizmin başkenti Paris (6/7)

Saint Germain civarı

            Seine nehrinin karşı tarafına geçip Sol yakanın kafeleriyle ünlü ana caddesi Saint Germain bulvarında turlamaya başlıyorum. Caddenin merkezinde bulunan Saint Germain des Pres kilisesi, hemen karşında ise kentin en popüler kafelerinden Les Deux Magots var. Saint Germain des Pres kilisesi çaprazındaki Bonabarte sokakta ise bir çikolata cenneti saklı. Dünyaca ünlü "haute couture" pasta şefi, Pierre Hermé’nın butik pastanesi her pastaseverin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir adres.

Genç yaşta Paris’in en köklü pastanelerinden Fauchon’da pasta şefi olan Pierre Hermé, Paris’in en prestijli pastanelerinden Laduree’da bir süre çalıştıktan sonra 2001’de kendi pastanesini Rue Bonaparte’da açmış.
            Minik dükkanda pastalar birer mücevher edasında sergileniyor. Ufak pastalar 6 Euro civarında, büyükleri ise 60-70 Euro'ya satılıyor, 12 adetlik minik makaronların paketi ise 25 Euro. Mus şokolalı pastayı tadıyorum, sıra dışı bir lezzeti var; 6 Euro’yu kesinlikle hak ediyor. Gül aromalı krema, bütün halde ahududu ve lychee ile yapılan güllü makaron Ispahan da denenebilir.
 

Haussmann'dan Vendome'a- Romantizmin başkenti Paris (5/7)



           Yemekten sonra Boulevard Haussmann’da kısa bir yürüyüş yapmak istiyorum. III. Napolyon, 19. yüzyılda kargaşa içindeki başkenti şık ve düzenli bir kente dönüştürmek için yetenekli bir yöneticiyi görevlendirir. İlerde Paris’in güzelleştirme çalışmalarının sembolüne dönüşecek bu isim günümüzün meşhur bulvarı Boulevard Haussmann’a adını veren Haussmann’dan başkası değildir.

28 Şubat 2021 Pazar

Bastille'den Hotel de Ville'e-Romantizmin başkenti Paris (4/7)

Bastille'den Hotel de Ville'e
                Ertesi gün erkenden uyanıp Bastille yakınlarında şirin bir pastaneye sabah kahvaltısı için kruvasan almaya gidiyorum. Paris’te sadece pahalı butik pastanelerde kaliteli ürünlerle karşılaşmıyorsunuz; bazı şirin mahalle pastanelerinde de çok iyi pastalar yapıyorlar. Öyle ki; bu mahalle pastanelerinin kapılarında oluşan kuyruklar, ülkemizde ramazan ayındaki pide kuyruklarını aratmıyor. Tıpkı Bastille’deki Au Levain du Marais gibi. 

Moulin Rouge- Eiffel- Romantizmin başkenti Paris (3/7)


 

Yemekten sonra otelimin bulunduğu Place Clichy’ye geri dönüyorum. Place Clichy, Moulin Rouge ve Sacre-Coeur’ün de yer aldığı Paris’in Montmartre bölgesinde bulunuyor. Otelimin birkaç adım uzağındaki Moulin Rouge’a doğru yola koyulup Sacre-Coeur ziyaretimi gezimin son gününe planlıyorum.Moulin Rouge’un bulunduğu Boulevard de Clichy geceleri uyumayan, sabahlara kadar neon ışıkların yandığı, kabarelerin, gece kulüplerinin olduğu canlı bir cadde. Moulin Rouge’un meşhur kırmızı yel değirmeni etrafında toplanan kalabalık turist grubu şov vaktini sabırsızlıkla bekliyor. Gösterinin 21 ve 23’de başlıyan iki seansı var, göz alıcı kostümler, sahne ve ışıklandırma eşliğindeki bu revüyü izlemek isteyenlerin 95 Euro’yu gözden çıkarması gerekiyor.