7 Şubat 2018 Çarşamba

Yeni dünyaya açılan pencere Özgürlük Heykeli: Gökdelenler diyarı Manhattan-3

Sahil tarafına doğru yönelip iskelede bekleyen feribota atlayıp soluğu Staten Island’da alıyorum. Özgürlük Heykeli’ne (Statue of Liberty) giden ücretli tekneler var ama ücretsiz Staten Island feribotu Statue of Liberty’nin yanından geçip eşsiz bir manzara sunuyor. Staten Island’a vardığınızda adadan indi-bindi yaparak beklemeden tekrar Manhattan’a dönmek mümkün. Gidiş-dönüş bir saat süren bu keyifli yolculuk New York gezisinin olmazsa olmazlarından.
 
Amerika’nın bağımsızlığının 100. yılında Fransız hükümetinin hediyesi olan Bartholdi’nin eseri Özgürlük Heykeli Eski Dünya’dan Yeni Dünya’ya büyük hayallerle yelken açan göçmenlerin ilk gördükleri manzara olmuş. Son birkaç yüzyılda bu topraklar savaş, işsizlik gibi çeşitli sorunlardan vatanlarını terk etmek zorunda kalan topluluklara kucak açmış. Böylelikle New York City; yüzden fazla milletten insanın özgürce yaşadığı kozmopolit bir kente dönüşmüş.

26 Ocak 2018 Cuma

Zenginlik ve ihtirasın sembolü Wall Street: Gökdelenler diyarı Manhattan-2

 
           Amerika’nın gerçek sahipleri Kızılderililerin dünyasında kısa bir yolculuk yaptıktan sonra Broadway’i arşınlamaya başlıyorum. Amerikalılar ekonomik krizlerde ülke ekonomisinin sağlam duruşunu betimlemek için Broadway’in başına bir boğa heykeli dikmişler. Borsa jargonunda piyasadaki gelişmelere kötümser olanlar ayı, iyimserler ise boğa olarak sınıflandırılıyor. Ayılar piyasa düşerken alım yapıyor, yükselişte ise uykuda bekliyorlar. Boğalar ise tahmin edileceği üzere yükselirken saldırıyor ve alım yapıyorlar.  

Lower Manhattan'da Kızılderililerin izini sürüyorum: Gökdelenler diyarı Manhattan-1

Geçmişte Avrupa’dan Yeni Dünya’ya büyük hayallerle yelken açan göçmenleri kucaklayan Manhattan; günümüzde muhteşem gökdelenleri, göz alıcı Broadway ışıkları ve sanatsal zenginliklere bezenmiş müzeleriyle mükemmel bir tatil vaat ediyor.
Yazın yavaş yavaş veda edip, güz yapraklarının dökülmeye başladığı bir sonbahar günü New York’tayım. On saatlik uçuş, iki saatlik pasaport kuyruğunun ardından internetten ayarladığım NYAS servisiyle Manhattan’a doğru yola koyuluyorum.
New York’ta İstanbul’u aratmayan bir trafik yoğunluğu var. Neyse ki çılgın bir şoföre denk geliyorum, arabayı kural tanımaksızın kullanıyor ve yarım saatte Grand Central Terminal’e varıyorum. 51. caddedeki otele varmam gece yarısını bulunca şehrin keşfini ertesi güne bırakıyorum.

8 Ocak 2017 Pazar

Osmanlı’nın Batıda Dayandığı Son Kapı: Viyana

Avrupa’nın ortasındaki bu kentin ismi söylendiğinde Türklerin aklına ilk gelen Kanuni Sultan Süleyman ikincisi Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, burası Osmanlı için bir türlü alınamayan bir kale, Osmanlı’nın batıda dayandığı son kapı, dünya içinse bu şehir klasik müziğin başkenti.  


Bir sonbahar günü klasik müziğin başkenti Viyana’dayım.  Kenti alışveriş caddesi Mariahilfer Strasse yakınlarındaki otelimden ayrılıp şehri keşfe başlıyorum. Tuna kıyısındaki bu kentte yerleşim bölgeleri içi içe iki daire olacak şekilde planlanmış. Şehir sınırlarını çizen bu daire biçimdeki caddelere ring olarak adlandırılıyor.  Gezilecek yerlerin çoğu iç ringte, dış ringte dolaşmak  ise akşamları pek tekin değil. Viyana  ulaşımda Avrupa’nın en pahalı kentlerinden birisi , metro biletleri 2 euro.

5 Kasım 2016 Cumartesi

Yeni Belediye Sarayından U Fleku'ya: Masallar kenti Prag (7/7)

           Uzun bir yürüyüşün ardından akşam yemeği için Yeni Belediye Sarayı yakınlarındaki tarihi birahane U Fleku’ya doğru yola koyuluyorum. Çekler için bira içmek bir yaşam biçimi, dünyada en çok tüketilen Pilsen biralarının anavatanının Prag’a iki saat uzaklıktaki Plzen kenti olması bunun en güzel göstergesi. Prag’ın simgelerinden U Fleku Çek bira kültürünü yaşamak isteyenlerin es geçmemesi gereken bir adres.

 Akordeonla çalınan slav ezgileri eşliğinde masa seçiyorum. U Fleku’nun konuklara yemekten önce bir Çek klasiği olan Becherovka likorü sunması hoş bir davranış. Otuz iki farklı bitki özüyle yapılan Becherovka’da tarçın ve anason aromaları ağırlıklı olarak hissediliyor. Çek mutfağında et yemekleri ön planda, bu durum U Fleku’nun mönüsüne de yansımış.

Vlata nehrinden Vaclac Meydanı’na : Masallar kenti Prag (6/7)

Kentin dar arnavut kaldırımlarında veya küçük meydanlarında gezerken bir sanat eserinin içinde gezdiğinizi fark etmemenize imkân yok. Farklı ressamların yaptığı tabloların içinde geziyormuş gibiyim. Belki de bu sebepten bir milyon nüfuslu bu kent yılda yirmi milyon turist ağırlıyor. Türklerin de favori tatil meskenlerinden birisi Prag.
Eski Şehrin en işlek caddesi olan Karlova ve çevresinde hediyelik eşya satıcılarına Türk olduğunuzu söylediğinizde ‘Merhaba arkadaş nasılsın?’ gibi cümlelerle karşılaşırsanız şaşırmayın. Bu dükkânlarda en çok Bohemya kristali, Swarovski taşlar, kuklalar ve bira bardakları rağbet görüyor.


Josefov'da bir yemek molası: Masallar kenti Prag (5/7)

Eski Şehir meydanından Parizska sokağına sapıp Yahudi bölgesi Josefov’a ulaşıyorum. Lüks mağazaların sıralandığı Parizska Paris’in hoş butiklerle dolu ağaçlık bulvarlarını anımsatmakta.
Prag’ın tarih kokan sokaklarını arşınlarken karnımın zil çaldığını fark ediyorum. Öğlen yemeği için Josefov bölgesindeki La Degustation Bohem’e uğruyorum. Restoranın mönüsü her gün revize ediliyor. Öğlen mönüsünde yemekler 120 CZK (6 Euro), akşamları ise 40 Euro’ya dört çeşit yemek mümkün. Akşamları mekân dolu olduğundan önceden rezervasyon yaptırmak şart. Fiyatlar uygun gibi gözükse de yemeklerin küçük porsiyonlarda sunulduğu unutulmamalı, La Degustation‘da amaç doymaktan çok tatmak.

Eski Şehir Meydanından Barut Kapısına: Masallar kenti Prag (4/7)

Prag’ı sarıp sarmalayan bu tarihi doku, kenti ziyaret edenlere bambaşka bir ambiyans yaşatıyor ve şehrin her tarafını keşfetme isteği uyandırıyor. Hansel Gratel evleri de burada; kasvet, pusu, belirsizlik de. Celestna boyunca ilerleyip Prag’ın en ünlü Art Nouveau yapılarından Obecni Dum’a (Belediye Binasını) varıyorum.
Obecni Dum’un içindeki Oditoryumda birbirinden güzel klasik müzik konserleri düzenleniyor. Konser dinleyecek kadar zamanınız yoksa zemin kattaki Art Nouveau kafede biraz soluklanın zira Moser kristali avizelerle süslü bu kafe muhteşem bir ambiyansa sahip.