8 Şubat 2016 Pazartesi

Toskana lezzet yolculuğu

Toskana restoranları konuklarını zengin lezzetlerden oluşan bir sofraya davet ediyor.

Bir şehir düşünün adeta taştan oyulmuş ve neredeyse tek bir ağaç bir yeşillik olmadığı halde büyüleyici; şehrin kendisi bir sanat eseri, sanki bir açıkhava müzesi. Dante’nin Michelangelo’nun, Da Vinci’nin şehri burası. İşte bu yüzden bu küçücük şehri görmek için dünyanın dört bir yanından milyonlar Floransa’ya akın ediyor.

21 Temmuz 2015 Salı

Kışlık Saray'dan Letniy Sad'a: Kuzeyin Venedik’i Saint Petersburg (6/14)

Kışlık Saray’dan ayrılıp çevreyi dolaşmaya başladığımda Saray meydanın bir ucunda eski Rus kıyafetlerine bürünmüş sokak göstericileri turistlerle fotoğraf çektirirken diğer tarafta bir çingene minik bir ayıyı oynatıyor. Geçmişte bizde de olan sonraları yasaklanan bu tip bir gösteriyi burada görmek, pek beklediğim bir manzara değildi.

Saray Meydanı & Hermitaj: Kuzeyin Venedik’i Saint Petersburg (5/14)

Nevksy caddesi gezimin ardından Saray Meydanı’na ulaşıyorum. Rusların ilk savaş gemilerinin yapıldığı Donanma binasının (Admiralty) göğe yükselen neo-klasik altın kulesi kilometreler öteden görülebiliyor. Admiralty’nin bahçesinde kimi gençler satranç oynarken diğerleri gözlerini okudukları kitapların satırlarından ayırmıyor.

Nevsky Prospekt: Kuzeyin Venedik’i Saint Petersburg (4/14)

Nevsky Prospekt: Kuzeyin Venedik’i Saint Petersburg
  Sheremetev Sarayından yoluma devam ettiğimde Anichkov köprüsüne varıyorum.  Köprünün kenarlarında insanoğlunun doğayı ehlileştirme çabasını anlatan dört at heykeli ilgi çekici. Saat yönünün ters yönünde heykellere baktığınızda at terbiyecisinin atı ehlileştirdiğine şahit oluyorsunuz. Köprünün diğer yakasındaki neo-barok Belozersky Sarayı Anichkov’a ayrı bir güzellik katıyor.

Rus Müzesi'nden Fontanka'ya: Kuzeyin Venedik’i Saint Petersburg (3/14)

Rus Müzesi'nden Fontanka'ya: Kuzeyin Venedik’i Saint Petersburg
Meydana ulaştığımda tüm görkemiyle Mikhailovsky sarayı yüzyıllara meydan okuyor. Neo-klasik müzenin önünde ise dünyaca ünlü Rus şair Puşkin’in bir heykeli yer alıyor.

  II. Nicholas’ın emriyle Rus müzesine dönüştürülen bu saray, 12. yüzyıldan kalma paha biçilmez dini ikonlardan tutun Kandinsky, Malevich gibi avangard sanatçıların tablolarına kadar birçok eseri barındıran sanatsal zenginliklerle dolu bir hazine.

Kalinka Malinka eşliğinde Rus mutfağı: Kuzeyin Venedik’i Saint Petersburg (2/14)

Kalinka Malinka eşliğinde Rus mutfağı: Kuzeyin Venedik’i Saint Petersburg
         İtalyanskaya caddesindeki Kalinka Malinka; yöresel yemekleri ve akşam düzenledikleri folklorik gösterilerle konuklarına keyifli saatler vaat ediyor. Duvarları tilki, ayı postlarıyla süslenmiş, rüstik dekore edilmiş mekândan içeriye girer girmez kendinizi bir Rus köy evinde hissediyorsunuz.

Kazan Katedrali'nden Voskresenia Khristova Kilisesi'ne: Kuzeyin Venedik’i Saint Petersburg (1/14)

SantKazan Katedrali'nden Voskresenia Khristova Kilisesi'ne: Kuzeyin Venedik’i Saint Petersburg Rus imparatorluğuna iki yüzyıl başkentlik etmiş; Petro’nun batıya açılan penceresi Saint Petersburg bir rüya şehri, bir hayal, bir imkânsız aşk.
Baltık denizi kıyısındaki Neva nehri üzerinde 42 adadan oluşan bir bataklığı bir şehre dönüştüreceğine Petro’dan başka kimse inanmadı. Ama bizim deli, Rusların ise dahi olarak sıfatlandırdığı Petro kanallarıyla Amsterdam ve Venedik’i anımsatan, mimarisiyle Paris’i kıskandıracak bir kent yapmakta ısrarcıydı ve şehir planlarını kendi elleriyle çizdi; kenti üç kere sel bastı ama yılmadı. Bir bataklığın üzerinde koskoca bir şehri yoktan var etti.

6 Haziran 2015 Cumartesi

Kuruçeşme’de yaza merhaba partisi

Yeme-içme platformu Zomato’nun düzenlediği yaza merhaba partisinde, boğaza Kuruçeşme’den bakan Celebra’da dört mekân yemeklerini görücüye çıkardı.

Mekanist ile bundan altı yıl önce internette gezinirken şans eseri tanıştım. Üyelerinin restoranlar hakkında yorumlar yaptığı bu platforma hemen ısınıp bildiğim restoranları ekleyip yorumlar yazmaya başladım. Kısa zamanda topladığım puanlarla guru olup ilk gezgin-guru aktivesine katıldım.

20 Nisan 2015 Pazartesi

Cervantes’in sokağındaki Galiçyalı- Maceiras

Cervantes’in sokağındaki Galiçyalı- MaceirasOn yedi bölgeden oluşan İspanya’nın kalbi Madrid Avrupa’nın en kalabalık başkentlerinden birisi. Şehrin gastronomi dünyasında bu kozmopolitliğinin birçok yansımalarına şahit oluyorsunuz, Prado müzesi yakınlarındaki Maceiras Galiçya mutfağının Madrid’teki önemli temsilcilerinden.
İspanyolların yemek saatleri bizden farklı, öğlen yemeklerini 14.00’den sonra akşam yemeklerini ise 20.30’den sonra yiyorlar. Samimi tabernalarda tapa yemek Madrid’liler için bir gelenek. Cervantes’in Don Kişot’un ikinci cildini yazdığı evin bulunduğu Huertas sokaktaki Taberna Maceiras’a gittiğimde de benzer bir ambiyansla karşılaşmam beni şaşırtmadı.

Mükemmellik ayrıntılarda gizlidir –Terrine

Mükemmellik ayrıntılarda gizlidir –TerrineMünih’in bohem semti Schwabing’deki Michelin yıldızlı Bistro Terrine, küçük porsiyonlarda sunduğu rafine yemeklerle Fransız yenilikçi mutfak akımı Nouvelle Cuisine’nin Almanya’daki en iyi temsilcilerinden kabul ediliyor.
Günümüzün modern rafine mutfağını etkilemiş en önemli gastronomi akımı Nouvelle Cuisine'nin temelleri 1970'li yıllara kadar uzanmakta. Burjuva mutfağının (Cuisine Bourgeoise) krema-bazlı ağır soslarına bir tepki olarak doğan; hafif ve sağlıklı yemekler amaçlayan, sos kalınlaştırıcı olarak un yerine sebze pürelerini ve nişastayı tercih eden, yenilikçilik ile yaratıcılığı ön plana alan bir mutfak devrimi ‘Nouvelle Cuisine’.
Schwabing’de üniversite bölgesi yakınlarındaki mekânın Art Nouveau tarzında dizayn edilmiş yirmi kişilik sevimli salonundan içeri giriyorum. Güler yüzlü restoran personelinin sıcak karşılamasından sonra mönüye bir göz atıyorum. Deneyselliğin hâkim olduğu mönüdeki yemekleri Şef Jakob Stüttgen bizzat kendisi anlatıyor.