10 Mayıs 2015 Pazar

İki nehrin buluştuğu kent: Belgrad (4/4) Saint Sava’dan Skadarska'ya

Yemekten sonra Kalenic Pijaca pazarın tezgâhlarında bir tur atıp kalabalığa karışıyorum. Ardından Balkanların en büyük Ortodoks kilisesi Saint Sava’dayım; dış cephesi Ayasofya’yı anımsatan kilisenin içi oldukça sade.

Belgrad merkezdeki gezilecek yerler birbirine yakın, birkaç günde kolaylıkla gezmek mümkün. Sırpların yazlık mesken olarak kent merkezi dışında Ada Ciganlija’da vakit geçirmekten hoşlanıyorlar.  Halkın kısaca Ada dediği bu bölge Sava Nehri üzerinde bir adayken, kıyıya yakınlığından dolayı birleştirilmiş ve ayrıca adaya yapay bir göl yapılmış. Trendy mekânların olduğu Ada akşam üstleri popüler.
Merkez dışında görülmeye değer bir diğer yer eski Yugoslavya’da Nazi faşizmini yıkarak sosyalist demokrasiyi getiren Tito'nun son ikametgâhı Çiçekler Evi. Tito’nun mezarının olduğu bu yerde bir de Yugoslavya müzesi yer alıyor.  Tito Yugoslavya tarihine damga vurmuş tartışmalı bir devlet adamı, kimi Sırp mezarının başına çiçekler bırakıyor kimi ise nefret ediyor. Çevresindeki kişilere görev verirken sık sık "ti-to, ti-to" (Sen bunu, Sen Bunu... yap!) dediği için arkadaşları Josip Broz’a Tito lakabını takmış.
 Tito sosyalist bir devlet kurmasına karşın Sovyetler Birliğiyle ters düşmüş. Tito’nun Stalin’e yazdığı bir mektupta ‘Beni öldürmek için adam göndermeyi bırak, beşini yakaladım. Eğer suikastçı göndermeyi durdurmazsan, ben bir tane gönderirim ve ikincisini göndermeme gerek kalmaz’ diyerek restleşmesi yakın Avrupa tarihine damga vurmuş.
Tito eleştirel bir sistem kursa da üç farklı dinden (Katolik, Ortodoks, Müslüman) beş ayrı milletten bir devlet bütünlüğünü sağlamış zira 1995 Sırp-Boşnak-Hırvatlar arasındaki savaş ve kanlı katliamlar bunun en büyük göstergesi.
Sırplar futbola da meraklı bir millet. Kentin iki köklü takımı Kızılyıldız ve Partizan’ın stadlarının birbirine çok yakın olması beni şaşırttı. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın stadlarının birbirlerine bir taş atım uzaklığında olduğunu düşünün, her maç zamanı ortalık savaş meydanına dönüşmez mi? Partizan’ın stadı Kızılyıldız’ınkine göre daha bakımsız, iki kulübün de sponsorunun Acıbadem Hastanesi olması oldukça şaşırtıcı. Kızılyıldız stadından içeri girip, karşımda boylu boyuna uzanan yeşil çimlere baktığımda 80’ler sonunda fırtına gibi esen, 91 Avrupa şampiyonu Kızılyıldız’ın Savicevic, Pancev’li kadrosu gözümde canlanıyor.
Hava karamaya başlayınca kent merkezine geri dönüp Skadarska sokağın Arnavut kaldırımlarını arşınlamaya başlıyorum. Sokağın başında Saraybosna'nın Belediyesinin  Sırplara  armağan ettiği güzel bir sebil yer alıyor. Sağlı sollu kafana denilen meyhanelerin bulunduğu bu sokak özellikle Türk turistlerin gözdesi, mekânlarda Türkçe menüler bile var. Kent halkının ise tercihleri farklı; genç Sırplar Strahinjića Bana'da vakit geçirirken yaşlılar ise Skadarska sokağında bir Kafana’da demlenip sohbet etmekten hoşlanıyor.
 

Hiç yorum yok: