10 Mayıs 2015 Pazar

İki nehrin buluştuğu kent: Belgrad (3/4) Meclis Binası'ndan Nikola Tesla Müzesi'ne

Ertesi gün kentin güney bölgelerini keşfe başlıyorum. Otelimin hemen arkasında küçük bir park, onun karşında ise at heykelleriyle süslenmiş meclis binası yer alıyor. Bir zamanlar Obrenovic Hanedanlığının ikametgâhı olan Saray günümüzde belediye binası olarak faaliyet gösteriyor. Milosevic’i deviren protestolara sahne olmuş bu mekânın önündeki iki heykel insanoğlunun ata karşı zaferini sembolize etmekte. Terazije’yi Slavija’ya bağlayan Kralja Milan Bulvarı yürümesi keyifli bir diğer bulvar. Ayrıca iki no’lu tramvay kentin görülmeye değer yerlerini gezmek için biçilmiş kaftan.

Svetogorska sokağındaki Buregdzinica Sarajevo’da Boşnak lezzetlerini tatmak istiyorum. Ufak bir dükkân ama içerde kalabalık eksik olmuyor. Boşnak mantısı mantijeleri lezzetli bir de geleneksel yöntemle yapsalar harika olur. Böreğin yanına yoğurt çok yakışıyor. Bildiğimiz yoğurttan farklı ayran yoğurt arası kıvamı olan bir yoğurt bu; diğer börek çeşitleri ise sıradan.
Kral Aleksandra Bulvarı üzerindeki Bizans mimarisinden esintiler taşıyan St. Mark Kilisesini selamlayıp ve Tasmajdan parkına varıyorum. Sırplar içerisinde bir restoranı barındıran parkta köpeklerini dolaştırmaktan büyük keyif alıyor. Parkın ortasında Aliyev’in heykeli dikkatimi çekiyor meğer Azeriler parkın yeniden düzenlenmesine sponsor olmuşlar. Belgrad’ta Bosna Savaşı’nın izleri henüz silinmemiş. NATO’nun bombaladığı Knez Milosa Caddesi üzerindeki Eski Savunma Bakanlığı ibret olsun diye harabe olarak kalmış.
Belgrad’a gelip de bilim ve teknoloji yapısını kökünden değiştiren birçok buluşa imza atmış Nikola Tesla’yı yad etmeden dönmek olmaz. Tesla Edison’un doğrudan akım sistemine karşı alternatif elektrik akımı geliştirince Edison’la aralarında kıyasıya bir rekabet yaşanmış. Doğrudan akımda elektrik iletimi elektroların devreler arasında tam bir yol gitmesiyle gerçekleşirken Tesla’nın geliştirdiği alternatif akımda ise elektronlar ileri geri hareket ederek elektriği çok daha kolay iletiyorlar, günümüzde Edison’un sisteminin aksine Tesla’nın keşfini kullanıyoruz.
Bilim adamından çok bir ticaret adamı olan Edison politik oyunlarla Tesla’yı alt etse de, Edison Manhattan’ın yüksek gökdelenlerini doğrudan akım kablolarıyla aydınlatamayınca ihaleyi Tesla’ya kaptırmış, patent yoluyla Tesla’nın kendi ampullerini kullanmasını engelleyince Tesla sisteminde kendi geliştirdiği ampulleri kullanmış.
En büyük hayali kablosuz elektrikle tüm dünyayı aydınlatmak olan Tesla Amerika’da büyük bir arazide bunun deneylerini yapmış. Hatta bu deneyler filmlere konu olmuş. İki sihirbazın birbirleriyle kıyasıya rekabetini beyaz perdeye aktaran Prestij filminde sihirbazlardan birisi Tesla’yı ziyaret eder, ondan bazı numaralar öğrenmek ister. Tesla bir el hareketiyle tüm tarlayı aydınlatır, 20. Yüzyılın başında elinde kablosuz bir ampul olup dilediği zaman yakan biri bilim adamından çok büyücü olarak algılanmasına şaşmamak lazım.
On dakikalık bir yürüyüşün ardından Nikola Tesla müzesindeyim. Tesla’nın dehasına kıyasla küçük olan bu müze üç bölümden oluşuyor.  İlk bölümde Tesla'nın hayatını anlatan video ve Tesla’nın elektik prensiplerinin anlaşılması için birkaç deney yapılıyor, ikinci bölümde Tesla’nın diplomaları, kıyafetleri var. Üçüncü bölümde ise Nikola Tesla'nın külleri bir kürenin içinde saklanıyor.
Hafta içi 18.00’e, cumartesi ise öğlene kadar İngilizce rehberli turlar düzenleniyor. Bir bilet alıp tura katılıyorum, Tesla’nın hayatını ve buluşlarını anlatan yarım saatlik video biraz sıkıcı, benzer bilgilere youtube’dan da ulaşılabilir ama deneyler bölümü keyifli. Tesla bobinin çalışır çalışma elimizdeki floresanlar yanmaya başlıyor, deklanşöre basıp elimde ışın kılıcı gibi kablosuz yanan floresanla bir poz veriyorum.
Müzenin ardından Nikola Tesla müzesi yakınlarındaki Lovac’a bir öğlen yemeği için uğruyorum. Geyik etinde uzmanlaşmış Belgrad’ın köklü restoranlarından biri burası. Kent halkının tercih ettiği, tarihi olduğu kadar tarihine saygılı bir restoran.
Pleskavitsa'nın tadı hâlâ damağımda, geyik etinden yapılan ev yapımı sosis de denemeye değer. Porsiyonlar öksüz duyuracak cinsten ve fiyatlar çok uygun. Pleskavitsa 600 RSD yarım porsiyon sosis 400 RSD, yaklaşık 30 liraya güzel bir ziyafet çekmek mümkün.
 

Hiç yorum yok: