4 Ocak 2014 Cumartesi

Kızıl Moskova: Kızıl Meydan

Çarlık Rusya’sının şaheserleriyle komünize Rusya’nın görkemli yapılarını harmanlayan bir kent Moskova.
Kavurucu sıcakların yaşandığı bir yaz günü geçmişte komünizmin kalesi günümüzde oligarkların meskeni olan kenteyim, Moskova’dayım. Sabah erken uçuşun verdiği yorgunlukla otelde biraz dinlendikten sonra kenti keşfime başlıyorum. Izmailovsky pazarı yakınlarındaki otelimden Kızıl Meydan’a metroyla ulaşmam 20 dakikayı buluyor.
Moskova’nın simgesi Kızıl Meydan (nam-ı diğer Krasnaya Ploşad) yerli, yabancı turistlerin akınına uğramış; birbirinden güzel Rus kızları ise etraftaki kalabalığa aldırmadan Aziz Vasili Katedrali’nin etrafında poz verip, eğleniyorlar.
 
Bu meydanda her sene Ruslar Hitler’e karşı zaferlerini anmak için toplanıyorlar. 9 Mayıs’ta saat 10’u gösterdiğinde ‘Слушать и смотреть Красная площадь, Парад Победы’ cümlesinin meydanda yankılanmasıyla başlayan kutlamalar Putin’in halka seslenişinden sonra Rus millî marşıyla devam ediyor. Dünyanın en güzel marşlarından kabul edilen Rus Millî Marşının meydandaki binler tarafından aynı anda doğru bir şekilde söylenmesi hayranlık uyandırıcı.
Dünya atletizm şampiyonasının kentte düzenlendiği bir haftada Moskova’dayım. Krasnaya Ploşad’de şampiyona için inşa edilen platform meydanın baş döndürücü güzelliğini gölgelemiş. Meydanı dolaşırken eski 100 metre şampiyonlarından Maurice Greene ile karşılaşıyorum. Ünlü atletle bir hatıra fotoğrafı çektirmek istiyorum, beni kırmıyor. Aziz Vasili Katedrali’ni arkamıza alıp poz veriyoruz, bu anı ölümsüzleştiriyoruz.
Aziz Vasili Katedrali binbir gece masallarındaki hikâyelerden birinden çıkmışçasına karşımda yükseliyor. Katedralin önünde ise Rusları Polonya işgalinden kurtaran iki kahraman Minin ve Pojorski’nin heykeli yer alıyor. Korkunç İvan’ın Tatarlara karşı kazandığı zaferi ölümsüzleştirmek için yaptırdığı bu şaheser, dış cephesinin görkeminin aksine sade iç mimariye sahip.
Ressamları kıskandıracak bu rengârenk katedralin karşısında ise Ortaçağdan bu yana iktidarın simgesi ve yönetimin merkezi olan Kremlin yer alıyor. Geçmişte şehri savunmak için yapılan 19 metre uzunluğundaki duvar etrafında yirmi kulenin kuşattığı bu kale şehir içinde bir şehir adeta. Büyük Petro başkenti St. Petersburg’a taşıması bir dönem Kremlin’i biraz gözden düşürse de Rus İmparatorluğun yıkılmasından sonra eski itibarına tekrar kavuşmuş.
Mesih kapısından birbiri ardına çıkan siyah limuzinler; Putin’in ofisinin yer aldığı Kremlin’de bugün yoğun bir mesainin olduğunun habercisi. Bir an limuzinlerin gürültüsünü bir çan sesi bastırıyor zira Mesih kapısındaki devasa saat Kremlin’dekilere aldırmazcasına her çeyrek saatte bir çınlayarak Kızıl Meydan’dakilere saati hatırlatıyor.

Kızıl Meydan’ın Kremlin duvarına bakan tarafındaki Lenin’in mozolesini görmek için Rus turistler saatlerce kuyrukta bekliyor. Meydanın öteki tarafında ise ferforje camlı çatısıyla ünlü alışveriş merkezi GUM yer alıyor.

Moskova’nın kalbinin attığı Kızıl Meydan birçok sembolü barındırıyor, özenle işlenmiş bol karatlık bir pırlantanın farklı yüzeyi gibi. Az ilerimde Devlet Tarihi müzesinin karşısında ise sevimli mimarisiyle Kazan Katedrali var. Nehir yönüne gittiğimde ise Stalin’in kente armağan ettiği yedi gökdelenden birisi olan Kotelnicheskaya, tüm heybetiyle Moskova nehri üzerinden yükseliyor.

Hiç yorum yok: