8 Şubat 2014 Cumartesi

Kızıl Moskova: Kurtarıcı İsa Katedralinden Gorky Parkına

Moskova nehrini takip ettiğimde kentin en güzel kiliselerinden birisiyle karşılaşıyorum. Rusların Napolyon’a karşı zaferini taçlandırmak için inşa edilen Kurtarıcı İsa Katedrali Sovyetler döneminde Stalin aynı yerde saray yaptırmak isteyince yerler bir edilmiş. Stalin yapılacak binanın üzerine yüz metrelik dev bir Lenin heykeli de yaptırmak istemiş ama Stalin’in hayali hiçbir zaman gerçekleşmemiş. 1997’de Katedral küllerinden yeniden doğmuş ve Rus halkı aynı yere yeniden görkemli bir katedral inşa etmiş.

Rus mimarisinin olağanüstü bir yansıması olan bu katedralin on dakika mesafedeki Tretyakov galerisi ise sanatsal zenginliklerle dolu bir hazine. Rus sanatının tapınağı sayılan bu müzenin peri masallarını andıran girişi ressam Vasnetnov’un imzasını taşıyor. Andrey Rublev’den İlya Repin’e iki yüz elli Rus sanatçının yüz bini aşkın eserinin sergilendiği Tretyakov sanatseverlerin es geçmemesi gereken bir adres.
 
Güneş batarken Moskova nehrinin titrek sularına kızılımsı ışığını vuruyor, nehrin üzeri göz kamaştırıcı katedrallerin altın sarısı bir ışıltıyla boyanıyor. Kısa bir yürüyüşün ardından Gorki parkındayım. Gençlerin hafta sonları eğlenmeye gittiği bir yer burası, içerisi cıvıl cıvıl. Parkı gezerken Scorpions’ın efsanevi wind of change şarkısını duyar gibi oluyorum. ‘I follow the Moskva, down to Gorky Park, listening to the wind of change.’

Bir tarafta nefes keseci güzellikteki kızlar salına salına gezerken, diğer yanda patenli kızlar birbiriyle yarışıyorlar. Nehrin kıyısındaki kalabalık ise çılgınca eğleniyor. Saatler ilerledikçe hava dönmeye başlıyor, aniden kopan fırtınayla ve ardından gelen yağmurla birlikte parkta bir koşuşturmaca başlıyor. Octoberfest’te sağanak yağmura aldırmayıp çılgınca eğlenen Almanların aksine Rusların canı tatlı! Zira 10 dakikaya kalmadan parkta kimse kalmıyor.

Hiç yorum yok: