10 Mayıs 2015 Pazar

İki nehrin buluştuğu kent: Belgrad (1/4) Terazije'den Strahinjića Bana'ya

Tuna ve Sava nehirlerinin birbirlerine sarıldığı düzlükte kurulu Belgrad sevimli bir Balkan kenti.
 
İlkbaharın veda edip yazın kendisini hissettirmeye başladığı bir günde İstanbul’dan Belgrad’a doğru yola koyuluyorum. Bir saat yirmi dakikalık uçuşun ardından Nikola Tesla havalimanındayım. Birçok ülkede havalimanı, meydan isimleri siyasetçi ya da generallerden verilirken Belgrad’ın havalimanına isim olarak bilim ve teknoloji dünyasının yapısını kökünden değiştiren buluşlara imza atmış dâhi bilim adamı Tesla’nın verilmesi takdire şayan.

Kent merkezine gitmenin en ucuz yolu havalimanı kapısında bekleyen a1 minibüslerine binip, 300 dinara (2.5 euro) Slavija meydanına ulaşmak mümkün. Slavija'da inip geniş bulvarından ilerleyerek Terazije caddesindeki otelime ulaşıyorum. Barok mimarisiyle Moskova Oteli Terazije’yi süslüyor;  20. yüzyılın başında inşa edilmiş otel, Albert Einstein, Alfred Hitchcock,  Robert de Niro, Brad Pitt gibi Belgrad’a yolu düşen birçok ünlüyü ağırlamış. Moskova otelinin karşısındaki Kasina Otel daha merkezi olmasına karşın altında konser düzenlenen kulüp yer aldığından hafta sonları sabaha kadar gürültüsü eksik olmuyor. Bavulumu otele bırakıp biraz soluklandıktan sonra Kalemegdan'a doğru yola koyuluyorum.
Birkaç dakika sonra neo-klasik mimarisiyle şehir tiyatrosu ve müzesinin yer aldığı Republike Meydanına varıyorum. Belgradlı gençlerin buluşma noktası İtalyan mimar Enrico Pazzi’nin yaptığı bir atlı heykel. Atın üzerinde Osmanlı’ya karşı bağımsızlık savaşını kazanan Prens Mihailo parmağıyla İstanbul’u işaret ediyor ama bu durum Belgradlı gençlerin pek de umurlarında değil, kimse Prens Mihailo heykelinde buluşalım demiyor, hepsi atın altında buluşalım diye birbirlerine randevu veriyorlar.
Yolun devamında ise Knez Mihailova caddesi yer alıyor. Sadece yayalara açık olan bu caddeye Belgrad’ın İstiklâl Caddesi desek yanılmış olmayız; ama burası hiçbir zaman İstiklal Caddesi gibi iğne atsan yere düşmeyecek kadar olmuyor. Zira Belgrad kalabalık bir kent değil, nüfus İstanbul’un onda biri.
Belgrad’a gelen günübirlik turistler gibi sadece Knez Mihajlova'yi turlamayın. Republike Meydanını Kalemegdan'a bağlayan, Knez Mihajlova'ya paralel olan sokaklar da görülmeye değer. Güzel kızlarıyla ünlü Strahinjića Bana nam-ı diğer’ silicon valley’ bu sokaklar içinde en ilgi çekicisi. Gece hayatını sevenlerin akşam ondan sonra geceye ısınma turlarının yapıldığı sokağın en gözde barları Jimmy Woo, Pastis.
Strahinjića Bana'daki Walter köftecisinde kısa bir öğlen yemeği molası veriyorum. Nazilere kafa tutan Boşnak kahraman Valter’i konu alan ‘Valter Brani Sarajevo’ filminden adını alan köfteci tam bir hayal kırıklığı oldu.
İnegöl köfteyi andıran süt kaymağıyla servis edilen köfte kuru ve lezzetsiz. Tripadvisor'da üst sıralarda yer alan mekân yemeklerinden çok bahçesinde ortamın keyfini çıkarmak için düşünülebilir. Strahinjića Bana'dan birkaç dakikalık bir yürüyüş yapıp Bayraklı camiye varıyorum; geçmişte Belgrad’da bulunan iki yüz elli camiden günümüzde ayakta kalan tek cami burası.
 

Hiç yorum yok: