21 Ekim 2012 Pazar

St Petersburg'ta Dostayevski'nin izini sürüyorum: Kuzey’in Venedik’i Saint Petersburg (10/14)


 
Herkesin sahip olmak istediği, sahip olanların adını verecek kadar çok sevdikleri bir şehir burası. Kent I. Dünya Savaşı ve Rus iç savaşında Petrograd, Sovyetler Birliği döneminde Leningrad, Sovyetler Birliğin dağılmasıyla yeniden Saint Petersburg adını almış. Deli Petro’nun bir hayal ile kurduğu Petersburg dünya edebiyatına kazandığı yazarlarla Rus edebiyatın kalesi adeta. Pek çok sanatçının üzerine hayalleri süslediği bu kent Puşkin için ihtişamın bir göstergesiydi, Dostayevski için ise yer altında yaşayanların, ezilenlerin, onun deyimiyle insancıkların.
Dostayevski ünlü romanı Suç ve Ceza’nın geçtiği Sennaya ploşad’a ulaşıyorum. Saman sözünden gelen bu meydan 18. yüzyılda halkın alışveriş yaptığı bir pazarlardan biriymiş, metro durağının yanındaki köylülerin açtıkları birkaç tezgâh ta buranın geçmişi hakkında ip uçları veriyor.  Her daim kalabalık olan bu kozmopolitik meydanı Dostoyevski’nin romanlarına da konu olmuş. Dostayevski Rusya’nın devrime hazırlandığı yıllarda geniş, şaşalı caddelerine değil, kentin kenar mahallerini gözlemlemiş, oralarda yaşayan insancıkların hikâyelerini kaleme alarak dünyaya öteki Rusya’yı anlatmış.
Birçok edebiyatçının bir insanın yazabileceğinden daha fazlası diye nitelendiği Suç ve Ceza romanı Senaya ploşad’ın Senaya ploşad’ın kenar mahallerinde geçmekte. Yazarın hem suçun hem cezanın psikolojisini incelendiği ve insan aklının derin dehlizlerinde dolaştırdığı bu romanın başkahramanı Raskolnikov az ilerimdeki Grazhdanskaya ile Stolyarnyy ulitsa’nın birleştiği köşede yaşamaktaydı.
Raskolnikov evinin bakımsızlığına rağmen dışarıdan bakıldığında geçmişten gelen görkemi yanı hissedilebiliyor ama apartmanın içerisi kent merkezdeki birçok apartman gibi bakımsızlıktan dökülüyor. Bu bakımsızlık ve yoksulluğa şaşırmamak elde değil sanki romanın yazıldığı 19. yüzyılın ortalarında gibiyim. Yaşadığı yıllarda Petersburg Dostoyevski için çok misafirperver davranmamışsa da bugün kentin arka sokaklarında Dostoyevski ve onun kahramanların ruhu dolaşıyor. Raskolnikov gerçekten yaşamış biriymiş gibi evinin önüne bir kabartması yapılmış. Karamazov kardeşleri yazdığı de yazarın son evini müzeye dönüştürmüşler.
 
 

Hiç yorum yok: