8 Şubat 2015 Pazar

Zenginlik ve ihtirasın sembolü Wall Street: Gökdelenler diyarı Manhattan-2

 
           Amerika’nın gerçek sahipleri Kızılderililerin dünyasında kısa bir yolculuk yaptıktan sonra Broadway’i arşınlamaya başlıyorum. Amerikalılar ekonomik krizlerde ülke ekonomisinin sağlam duruşunu betimlemek için Broadway’in başına bir boğa heykeli dikmişler. Borsa jargonunda piyasadaki gelişmelere kötümser olanlar ayı, iyimserler ise boğa olarak sınıflandırılıyor. Ayılar piyasa düşerken alım yapıyor, yükselişte ise uykuda bekliyorlar. Boğalar ise tahmin edileceği üzere yükselirken saldırıyor ve alım yapıyorlar.  

Heykel turistlerin gözdesi; boğanın etrafını çevirmişler, foto çekme telaşındalar. Ben de bir Wall Street anısı çektirmek istiyorum ama turistlerden de farklı bir poz vermek istiyorum, bir elimde boğanın boynuzu diğer elimde 100 dolarla poz vererek bu anı ölümsüzleştiriyorum.
Broadway’den sağa saptığımda finans dünyasının kalbi New York Stock Exchange (NYSE) binası neo-klasik cephesiyle karşımda yükseliyor. NYSE’nin karşısında ise hayranlık uyandırıcı gotik mimarisiyle 19. yüzyıldan kalma Anglikan kilisesi Trinity yer alıyor. Amerikan gotik yenileme hareketinin öncüsü mimar William Upjohn’un başyapıtı olan kilisenin salonunu dolaşıp Federal Hall’a doğru yola koyuluyorum.
Washington’ın başkanlık yemini ettiği Federal Hall girişinde bronz George Washington heykeli ile selamlaşıyorum. Veraset Savaşları döneminde savaşın masraflarını karşılamak isteyen İngilizler Amerikalılardan yüksek vergiler isteyince; yeni kıtada Bağımsızlık Savaşı’nın fitili ateşlenmiş. İngilizlere karşı zafer kazanan George Washington savaşın ardından New York’u Birleşik devletlerin ilk başkenti olarak ilan etmiş. Amerikalılar George Washington’ın ABD’nin temellerini attığı o günlerde uğradığı mekânları koruyarak atalarına olan saygısını gözler önüne sermiş.
 
Federal Hall’ın bir üst sokağında ise bankaların bankası kabul edilen Amerikan Merkez Bankası nam-ı diğer Federal Reserve Bank (FED) bulunuyor. Aldığı kararlarla dünya piyasalarına yön veren bankaya internetten rezervasyon yaparak girmek mümkün, hatta rehberli tura katılarak dünyadaki altın rezervinin büyük bir bölümün saklandığı katı da ziyaret edebilirsiniz. Rezervasyonun sınırlı olduğu ve aylar öncesinden tükendiğini akılda tutmakta fayda var.
11 Eylül saldırısından sonra New York Stock Exchange’e ziyaretçi kabulleri kalkınca, kapitalizmin kalesi FED’i ziyaret etmek farz oldu. Kısa bir güvenlik kontrolünün ardından Federal Reserve Bank’ın müzesine adım atıyorum. Para sisteminin anlatıldığı ve çeşitli banknotların yer aldığı müzenin kuşkusuz en ilginç bölümü altın rezervlerinin saklandığı kat. Güvenlik nedenlerinden dolaylı müzede foto çekmek yasak ama Wall Street’e yolunuz düşerse FED müzesine uğramak güzel bir deneyim olabilir. 
FED’den ayrılıp South Street Seaport yönünde ilerliyorum. Wall Street’in incisi 40 Wall Street binası Manhattan’ın semalarını süslüyor. Bu bina 1930’da inşa edildiğinde dönemin en yüksek binasıymış, 90’larda Donald Trump alıp, 2003’te 400 milyon’a satmak isteyince müşteri bulamamış. Sokağın biraz aşağısındaki köşede ise Amerikan finans tarihine damgasını kurmuş J.P. Morgan‘ın eski binası var. Binanın duvarlarındaki 1920 bombalanmasının izleri dikkat çekici.
Wall Street’i arşınlarken Al Pacino’nun muhteşem rolüyle hafızalara kazınmış Şeytan’ın Avukatı filminden sahneler gözümde canlanıyor. Al Pacino’nun genç avukata (Keanu Reeves) iş teklifini birkaç adım ötedeki Penta Plaza’da sunmuş ve böylelikle avukatın şeytanla macerası bu noktada başlamıştı.
 

Hiç yorum yok: