3 Nisan 2016 Pazar

Haussmann'dan Vendome'a- Romantizmin başkenti Paris (5/7)


           Yemekten sonra Boulevard Haussmann’da kısa bir yürüyüş yapmak istiyorum. III. Napolyon, 19. yüzyılda kargaşa içindeki başkenti şık ve düzenli bir kente dönüştürmek için yetenekli bir yöneticiyi görevlendirir. İlerde Paris’in güzelleştirme çalışmalarının sembolüne dönüşecek bu isim günümüzün meşhur bulvarı Boulevard Haussmann’a adını veren Haussmann’dan başkası değildir.
Bu caddenin üzerinde alışveriş tutkunlarının vazgeçilmezi “Galeries Lafayette” yer alıyor. Alışveriş yapmasanız da kapısından girmemezlik etmeyin; zira Art Nouveau tarzındaki cam ve demir işçiliğinin süslediği çatısı görülmeye değer. Ayrıca, her bütçeye hitap eden, geniş şarap kavını dolaşmak ayrı bir keyif.
Lafayette’den çıkıp Etoile’in ters yönünde bir süre ilerledikten sonra sağa sapınca muhteşem mimarisiyle Opera Garnier ile karşılaşıyorum. Charles Garnier’in barok şaheseri olan bu opera binası, Gaston Leroux’in dünyaca ünlü romanı ‘The Phantom of the Opera’ için ilham kaynağı olmuş.
Bir sonraki durağım ise neoklasik kilise La Madeleine. Madlen diye okunan bu kelimeye çok aşinayız aslında. Eskiden bu meydanda bir şekerci varmış; kolay tüketilebilecek bir çikolata yapmak için hazırladığı kalıplar dünyaca bir standart olunca bu çikolata türüne madlen denir olmuş.

Şu an meydanda o şekerci yok ama Madlen çikolatası hâlâ yaşıyor. La Madeleine'de ilginç lezzet durakları da yok değil. Trüf severler için Maison de la truffe restoranı pahalı olsa da denenebilir. Ayrıca meydandaki dünyaca ünlü pastane ve gurme shop Fauchon güzel bir sabah kahvaltısı için biçilmiş kaftan. Kahvaltı sonrası kilisenin merdivenlerini çıkın ve Paris'i bir de böyle seyredin.
             La Madeleine’den az ileri gidince; bankalar, mücevher dükkanları ve Lady Diana'nın Paris ziyaretlerinde kaldığı Ritz otelin bulunduğu Vendome meydanına ulaşıyorum. Meydanın ortasındaki Vendome sütununun bronz rölyefleri ilgi çekici.

Hiç yorum yok: