10 Mayıs 2015 Pazar

İki nehrin buluştuğu kent: Belgrad (1/4) Terazije'den Strahinjića Bana'ya

Tuna ve Sava nehirlerinin birbirlerine sarıldığı düzlükte kurulu Belgrad sevimli bir Balkan kenti.
 
İlkbaharın veda edip yazın kendisini hissettirmeye başladığı bir günde İstanbul’dan Belgrad’a doğru yola koyuluyorum. Bir saat yirmi dakikalık uçuşun ardından Nikola Tesla havalimanındayım. Birçok ülkede havalimanı, meydan isimleri siyasetçi ya da generallerden verilirken Belgrad’ın havalimanına isim olarak bilim ve teknoloji dünyasının yapısını kökünden değiştiren buluşlara imza atmış dâhi bilim adamı Tesla’nın verilmesi takdire şayan.

İki nehrin buluştuğu kent: Belgrad (2/4) Kalemegdan'dan Zemun'a

Bir sonraki durağım ise Tuna ve Sava nehirlerinin birleşim noktasındaki tepeye kurulmuş, surlarla çevrili Kalemegdan. Kosova Savaşı’nın ardından, Sırp bölgeleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun eline geçmeye başlamış ve dört yüz yıl boyunca Osmanlı hâkimiyetinde kalan Sırpların Bosna savaşı ve tarihsel nedenlerle Türklerde olumsuz bir imajı olsa da kültürleri bize çok yakın. Dünya dilleri arasında en çok Türkçe kelime barındıran dillerden birisi Sırpça‘da dokuz bin Türkçe kelime bulunurken, üç bini günlük hayatta kullanılıyor. Helal, lokum, komşu, börek, haydi bu kelimelerin sadece birkaçı.

İki nehrin buluştuğu kent: Belgrad (3/4) Meclis Binası'ndan Nikola Tesla Müzesi'ne

Ertesi gün kentin güney bölgelerini keşfe başlıyorum. Otelimin hemen arkasında küçük bir park, onun karşında ise at heykelleriyle süslenmiş meclis binası yer alıyor. Bir zamanlar Obrenovic Hanedanlığının ikametgâhı olan Saray günümüzde belediye binası olarak faaliyet gösteriyor. Milosevic’i deviren protestolara sahne olmuş bu mekânın önündeki iki heykel insanoğlunun ata karşı zaferini sembolize etmekte. Terazije’yi Slavija’ya bağlayan Kralja Milan Bulvarı yürümesi keyifli bir diğer bulvar. Ayrıca iki no’lu tramvay kentin görülmeye değer yerlerini gezmek için biçilmiş kaftan.

İki nehrin buluştuğu kent: Belgrad (4/4) Saint Sava’dan Skadarska'ya

Yemekten sonra Kalenic Pijaca pazarın tezgâhlarında bir tur atıp kalabalığa karışıyorum. Ardından Balkanların en büyük Ortodoks kilisesi Saint Sava’dayım; dış cephesi Ayasofya’yı anımsatan kilisenin içi oldukça sade.